En eski kökenlere dayanan zeytinyağını inceliyoruz.

Zeytinyağı, birçokları için basit bir yemek malzemesinden çok daha öte bir lezzet. İster çiğ, ister yemeklerin içinde kullanılsın, benzersiz kokusu, dokunduğu her şeyi daha lezzeti hale getiren tadı ve çeşitliliğiyle tüm dünya tarafından sahipleniliyor.  Uzun bir tarihe sahip olan zeytinyağı, basitçe zeytinlerin bir bütün olarak ezilmesi sonrası yağının çıkmasıyla elde ediliyor. Birçok zeytin sıkımı bugünün çağdaş makinelerinde sıkıştırılarak yapılsa da, geçmişte bu işlem için büyük taşlar ve oldukça fazla insan gücü kullanılıyordu.

Zeytin ağacının ilk yetiştiği Akdeniz bölgesindeki neolitik insanların, M.Ö. 8. yüzyıldan itibaren zeytin toplamaya, M.Ö. 6. yüzyıldan itibaren de zeytinyağı yapmaya başladıkları söyleniyor. Özellikle Yunanistan, İspanya ve İtalya zeytin ve zeytinyağı üretiminin başını çeken ülkeler arasında bulunsa da, Türkiye de listenin üst sıralarında yer alıyor. Ülkemizde genellikle Ege ve Marmara bölgesinin güney kısımlarında yetişen zeytinler, zeytinyağı üretiminde kullanılırken, Bursa, Gemlik, Edremit gibi bölgelerden çıkan zeytinler doğrudan tüketim için tercih ediliyor. Kullanım alanları açısından, salatalar ve sebzeler için çiğ olarak kullanılan zeytinyağı, aynı zamanda ‘zeytinyağlı’ kelimesiyle popülerleşmiş etsiz sebze yemeklerinde de pişirilerek ya da çiğ halde tercih ediliyor. Bu yemeklerin başında zeytinyağlı dolma, kereviz, enginar gibi yine Akdeniz bölgesine ait sebzelerin kullanıldığı tarifler bulunuyor.

Uzmanlar, eğer zeytinyağı pişirilecekse burada dikkat edilmesi gereken noktanın yağın çok fazla ısıtılmaması olduğunu söylüyor. Buradan da anlaşılacağı gibi, diğer yağların aksine zeytinyağı daha çok çiğ ya da çiğe yakın tüketime uygun görünüyor. Yemeklerin dışında, kozmetikte, tıbbi ürünlerde, sabun gibi temizleyiciler ve gaz lambalarında yakıt olarak da kullanılan zeytinyağı, ayrıca mutfakta kullanılan ve su değmemesi gereken bazı metal, çelik ve tahta malzemelerin temizliğinde de kullanılıyor.