Osmanlı’dan günümüze gelen ve halen mutfaklarımıza konuk olan helvayı anlatıyoruz.

Helva kimi zaman sevinçlerin, kimi zaman da üzüntülerin ortağı...

Peki, helvanın tarihini ya da kelime anlamını hiç merak ettiniz mi?

Anlatalım.

Helva, Arapça’da tatlı anlamına geliyor ve genel olarak tatlıları ifade eden ‘hulviyyat’ sözcüğünden türüyor. Böylece helvanın etrafında oldukça zengin bir kültür oluşuyor. Helva, doğumdan başlayarak, gurbete gidildiğinde ya da dönüldüğünde, düğünlerde, bayramlarda, ölümlerde eşe dosta dağıtılıyor ve bu gelenek Osmanlı’dan günümüze dek sürüyor.

Sarayda ilk kez pişirilen helva, çeşitlilik bakımından oldukça zengin bir biçimde hazırlanıyor. Temel malzemeleri arasında un, nişasta, irmik, susam, tereyağı, süt ve daha tatlı bir aroma elde etmek için bal ya da pekmez bulunuyor. Uzun bir süre boyunca dikkatle kavruluyor ve sarayın en sevilen tatlılarından biri oluyor. Son olarak üzerine fıstık ya da ceviz serpilerek servis ediliyor.

Günümüzde helvaya en çok balık restoranlarında denk geliyor. Halen birçok versiyonu bulunan helvanın en çok sevilenleriyse güveçte pişen tahinli helva ve dondurmanın çevresine kaplanan irmik helvası diyebiliriz.