Alaylısından okullusuna şefler ve yemek okulları...

Bazı mesleklerin her ne kadar eğitimleri olsa da, kişisel yetenekler ve çaba olmazsa olmaz gibi gözüküyor. Bir ressam ya da fotoğrafçı teknik bir bilgi altyapısını kazandıktan sonra kendi yaratıcı yetenekleri doğrultusunda çalışmalarını geliştirebiliyor. Ancak, bu durum mutfak sanatları için de geçerli mi?

İster yemek okullarında ister atölyelerde olsun, yemek yapmak öğrenilebilen ve öğretilebilen bir olgu, bu konuda hemfikiriz. Her ne kadar kendi kendinize öğrenebileceğiniz bir alan olsa da kendi içerisinde teknikleri olduğu gibi belirli kuralları da var, bu nedenle yemek okulları özel müfredatlarıyla yardımınıza yetişiyor.

Dünyaca ünlü bir çok yemek okulunda genelde programlar klasik aşçılık ve pastacılık olarak ikiye ayrılıyor. Bunun en temel sebebi; pastacılığın bir sisteme ve kimyaya dayalı olması, tekniğinin çok daha zor öğrenilmesinde yatıyor. Yani, gerçekten bir pastacı olmak için kimyasal etkileşimleri iyi anlamak gerekiyor. Bunun için de şefler bu alanda uzmanlaşmak adına genellikle yemek okullarına gidiyor ve eğitim alıyor.

Diğer bir yandan pek tabii başarılı, öğrenim görmeden temel yemek yapma bilgilerine hakim şefler de var. Kişisel deneyim, öğrenme çabası ve merakla aynı yemekleri belki binlerce defa pişirmiş ve uzmanlaşmış kişilerle sıklıkla karşılaşabiliyoruz. Ama yine de her işte olduğu gibi yemek yapmanın da eğitimini almak, mutfağı ve mutfak elemanlarını tanımak birçok artı kazandırıyor. Bu öğrenme dönemi süreci hızlandırdığından, yemek okullarının gelecekte daha çok çoğalması ve bu okullara olan ilgilinin artması bekleniyor.