Coğrafi işaretlemeyi detaylıca anlatıyoruz.

Coğrafi işaretlemeyi adım adım anlatmadan önce tanımını bilmek gerek. Belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri itibariyle kökeninin bulunduğu bir yöre, alan, bölge veya ülke ile özdeşleşmiş bir ürünü gösteren ad ya da işaretlere ‘coğrafi işaret’ deniliyor. Bu işaretin daha iyi kavranılması için birkaç örnek verelim. Şile bezi, Ezine peyniri, Ege pamuğu, Kayseri Pastırması Antep fıstığı ve Çorum leblebisi bunlardan sadece birkaçı.

Coğrafi işaretlemenin önemiyle devam edelim…
Bir yörenin herhangi bir ürünü, meyvesi, taşı, madeni diğer yörelerde üretilerden farklı olabiliyor veya bir yörede üretilen ürün herhangi bir nedenden ötürü ün kazanmış oluyor. Bu ürünlerin üzerinde o yörenin adının kullanılması, tüketiciler tarafından ürünün benzerlerinden ayırt edici olduğu şeklinde algılanıyor. Coğrafi işaretleme sayesinde, geleneksel bilgi ile üretilen ve bulunduğu bölge ile sınırlı kalmayan ürüne sahip çıkılıyor, bilginin ve üretimin sürdürülebilirliğine destek veren bir koruma sağlanıyor. Böylelikle coğrafi işaretler ürüne dinamik pazarlama gücü katıyor ve doğasından gelen anonim gücüyle bölgesel ya da toplumsal bazda ekonomik bir gelişmeye sebep oluyor.

Bir de coğrafi işaretletmenin değerlendirilme şekillerinden bahsedelim. İlk olarak bahsedilen ürünün adının, ürünün tanımlandığı yerden almış olması ve orada üretilmiş olması gerekiyor. Ürünler ancak ait olduğu yöre içinde üretildiği takdirde niteliklerini kazanabiliyor. Örneğin; Malatya kayısısı, Erzincan tulum peyniri gibi. Bir diğer değerlendirme şekliyse, ürünün özelliklerinden en az birinin o yöreden kaynaklanması şartıyla yöre dışında üretilebilmesi. Bu üretimde, bulundukları coğrafi bölgeye ait üretim yöntemlerinin aynen kullanılması ve ürünün kalitesinin aynı olması şart. Örnek olarak, Isparta halısı, Adana kebabını verebiliriz.